Balıkçı İle Çocukları
Balıkçı İle Çocukları
Trabzon’dan birlikte gelmiştiler Akbük Beldesine.Beraber balıkçılık yapacaklardı.Tez elden bir tekne almalı ve işe başlanmalıydı.İhsan Amca ,beraber geldiği yağız delikanlı olan Yıldırım’a
-Bugün çevredeki irili ufaklı bütün balıkçı barınaklarını bir gezelim dedi.Birlikte yola koyuldular.Derken İzmir,Muğla ,Aydın’da bulunan limanlardan tekneler araştırdılar.Didim ‘deki balıkçı barınağından kendi bütçelerine uygun bir taka satın aldılar.Resmi işlemleri tamamladıktan sonra denize açılarak Akbük’ getirdiler Takayı.
İhsan Amcanın biri kız biri oğlan iki çocuğu vardı.Çocukları küçüktü.Kız İlkokul 3.sınıfa,erkek olan orta okul altıncı sınıfa gidiyordu.Akbük Yeşil Ege Sitesinde bir yazlık kiralamışlar .Ailece mutlu mesut kalıyorlar.Yazlığın teras katını da birlikte geldikleri yağız delikanlı olan Yıldırım’a vermişlerdi.
Artık alınan tekne ile balık avı işine başlanmalıydı.Reis İhsan ,Yıldırım’a
-Bugün tekneyi hazırlayalım,eksikleri ne varsa giderelim.Bu gece ilk sefere çıkalım dedi.Bu sesi duyan kızı Meryem çok üzülmüştü.Neden mi?Artık gecelerin bir çoğunda babası evde yanında olmayacaktı.Gecenin geç saatlerinde balık avına çıkacaklar.Ertesi gün sabah eve dönecekler.Bazen de avlamada olabilecek aksiliklerden dolayı birkaç gün bile eve gelemeyecekler.
Meryem’in üzülmesi Reisin dikkatini çekmişti.-Bak kızım benim mutlaka balık avına gitmem gerekir.Diğer türlü bizler geçinemeyiz.Senin ve ağabeyinin okul masraflarını,ev kirasını,yiyeceklerimizi karşılayamayız.Ben her gelişimde sana sözüm sana daha çok vakit ayıracağım.Meryem babasının sözüne istemeyerekte olsa ikna olmuştu.
Sıcak bir haziran akşamında gece Akbük limanında balığa gideceklerin dışında birkaç köpek ve kedi vardı.Birde sessizliği bozan Reis İhsan’ın Takası.Miço Yıldırımı’ da takaya alarak çata pat ,çata bat sesiyle limandan vira bismillah diyerek ayrıldılar.Gecenin soğuk ve nemli havası üzerlerindeydi.Deniz kokusu bir başkaydı Reis İhsan için.Artık özlemini çektiği Trabzon’daki günlere dönmüştü.
Sabaha kadar balık ağlarını titizlikle denize atıp,balık beklediler.-Vakti geldiğinde ağları toplayalım.Kısmetimizde ne var görelim dedi.Yıldırım gece çok üşüyordu.Reis güvertedeki paltoyu sırtına al dedi.Ağları çekmeye başladılar.İlk kısmetleri Levrek ve çipura olmuştu.Ağları çektikçe karidesler,mavi yengeçler gelmeye başladı.İlk gün kısmetleri bol olmuştu.Reiste Yıldırım da çok sevinmişti.
Takanın çapasını denizden çıkarıp tekrar Akbük Limanı’na yol almaya koyuldular.Yol boyunca kızı Meryem,Oğlu Yusuf ve sevgili eşi Nilüfer’i düşünüyordu.Kıyıdan kıyıdan yol aldılar.Derken takanın çata pata,çata pata sesi limandan duyulmaya başladı.Limandaki mezat bekleyenler,mezat tezgahının çevresinde konumlandı.Kıyıya yaklaşınca takanın motorunu durdurdu.Sakin bir kuğu gibi limana iskeleden yanaştı.Livardaki deniz ürünlerini ayrı ayrı torbalara koyarak, tezgaha döktü .Tezgahta ; levrekler,çipuralar,sardalyalar,karidesler ve mavi yengeçler hepsi canlı canlıydı.Tezgahta yerlerini almadan müşteriler sabırsızlıkla kaptılar.Günü kazasız belasız ve bol kazançlı kapatmanın sevinciyle takayı limanda uygun olan yere demirledi.Bir sonraki umutlarını da demirlemiş bir şekilde sabahın sekizinde limandan ayrıldılar.
Bu arada kız Meryem’i unutmamıştı.Limandaki taka tukacılardan birkaç tane toka ve süslü tokalar, oğlu için de deri bir kemer aldı.Hızla limandan evin yoluna koyuldular.Eve varınca ;
Kapının ziline bastı Meryem yataktan zıpkın gibi fırladı.Babasını görmek için annesinden önce kapıyı açtı.Hızla zıplayarak babasını kollarına atladı.Doya doya öptü babasını.Derken oğlu Yusuf ve eşi Nilüfer kapıda belirdi.Reis İhsan ve Miço Yıldırım’ı karşıladılar.
Balık avlama işi yıllarca sürüp gitti.Reisin çocukları büyüdü.Kızı Doktor ,oğlu mühendis oldu.Miço Yıldırım Sara diye güzel bir kızla evlendi.Ayrı bir ev kiraladı.Reis de ailedeki fertlerin mutluluklarıyla huzurlu bir yaşlılık yaşamaya devam etti. 01.06.2020
Celal Yıldırım
Yorumlar
Yorum Gönder