Kadınlar Oldukça
Kadın hareketleri toplumların var oluşundan bu güne kadar var oldu.Bugünden itibaren de var olmaya devam edecek.Kadın hareketlerinin varlığı çeşitli yönetim mekanizmaları tarafından kabul görmese de kadınların inançlı mücadelesiyle bugünlere geldi.
8 mart bu vazgeçilmez kadın hakları mücadelesi sonucunda Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gün olarak kabul edilmiştir.Dünya Kadınlar Günü olarak tanımlanan bu günde kadınların sosyal,siyasal bilincinin geliştirilmesi ekonomik,siyasal ve sosyal başarılarının artırılması temel olarak benimsendi.Dünya Kadınlar Günü de kadın hareketinin nirengi noktası oldu.
Kadınlar Gününün ortaya çıkışı hakkında muhtelif görüş ve düşünceler var.Bu görüşlerden en önemlisi olan yaşanmış elim olaya dair olanıdır.8 mart 1857'deABD'nin Newyork kentinde tekstil fabrikasında grevci kadın işçilere polisin saldırması,işçilerin fabrikaya kitlenmesi,ardından çıkarılan yangında,işçilerin barikatlardan kaçamamaları nedeniyle 120 kadın işçinin ölmesiyle sonuçlanmıştır.
Bu elim olayın üzerine yıllar sonra 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag şehrinde 2.Sosyalist Enternasyonel de sosyalist kadınlar konferansında Alman Sosyal Demokrat Parti delegeleri Clara Zetkin,Kate Duncker ve arkadaşları Kadınlar Günü önergesinde bulundular.Bu görüş katılan tüm delegelerin oy birliği ile kabul edildi.Fakat gün olarak bir tarih belirlenmedi.
1921 yılında Moskova'da yapılan 3.Sosyalist Enternasyonelde kadınlar konferansında Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak benimsendi.Bu isim de faşizme karşı birleşik cephe politikalarına geçiş sürecinde Dünya Kadınlar Günü olarak benimsendi. .Aradan geçen süreçte kadın mücadeleleri her ülkede çeşitli dernek ve kuruluşlarla devam etti.1945 yılında Uluslararası Demokratik Kadın Federasyonu kuruldu.
Zaman içerisinde Dünyanın birçok ülkesinde Dünya Kadınlar Günü çeşitli aktivitelerle gerçekleşti.Bazı ülkeler sosyalizm ve kadın mücadelesini tehlikeli görerek Kadınlar Günü' nü yasaklamayı seçtiler.Kadınlar Gününü tatil olarak kabul eden ülkeler de oldu.
Son olarak 16 Aralık 1977' de Birleşmiş Milletler genel kurulu 8 martın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti.Ülkemizde ise 8 Mart 1921 yılında ilerici iki kız kardeş Rahime Selimova, ve Cemile Nuşirvanova girişimi ile kutlandı.Bu tarihten sonra kutlama etkinliklerine izin verilmedi.1975 yılı 8 martında İlerici Kadınlar Derneği'nin ısrarıyla kutlanmaya başlandı.Bu dernek 33 şubesi ve "Kadınların Sesi "yayın organlarıyla kadınları kendi hakları için mücadeleye çağırıyordu.Kimi zaman yöneticiler tarafından engellemeler olsada mücadele devam etti.Darbelerle kesintiye uğradı kadın mücadelesi.1984 yılında tekrar etkinlikler yapıldı.
2003 yılında Taksim'de 8 mart "feminist gece yürüyüşü" yapıldı.Takip eden yıllarda gece yürüyüşü diğer illerde de yapıldı.2019 yılında kadınlar taksim Gece yürüyüşünde engellendi.Dünya'nın tüm ülkelerinde
olduğu gibi ülkemizde de Kadın Örgütleri kadın hakları için mücadeleye devam etmekteler.Üyesi olduğum Eğitim Sen sendikası da destek vermektedir.Kadem,Mor Çatı,Uçan Süpürge,Amargi,İlerici Kadınlar Derneği,Kadın Cinayetlerini Durduracağız gibi daha birçok sivil toplum örgütü kadın haklarını savunmak için mücadeleyi sürdürüyor.Yılmadan ve yorulmadan devam edecek.
Kadınlar Türkiye nüfusunun % 49.8 ni oluşturuyor.Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların söz,yetki ve karar mekanizmalarının içinde % 50 oranında göremiyoruz.Peki neden böyle? Çok şeyler yazabiliriz.En başa eğitimin kadınlara yeteri kadar yer vermediğini görürüz.Geçmişten gelen ataerkil aile yapısı gelenekçi ,muhafazakar zihniyet eğitimin her aşamasında kadını yok sayan ya da kadına başka roller yüklemekte,birey olarak görmemektedir.
Ailede kadının yeri ve rolü belirlenmiş bunun dışına çıkmaya müsade edilmiyor.Kadın kutsanmış analık,mutfak,temizlik ev işleri gibi.Üstüne üstlük bütün bu rol ve görevle beraber aile içi şiddete maruz kalmakta.Ayrıca kurumsal yapılarda yetki paylaşımında kadın ya yok yada ikincil durumda.Siyasi partilerde son yıllarda uygulanan kadın kotaları da yetersiz kalmakta.Cesaret gösterip bu yapılarda görev alan kadınlarımızda mobbik ve taciz uygulamalarına maruz kalmaktadır.Görev alanlarında bu görevlerini zamanla bırakıyor.
Kadınlara yönelik aile içi şiddet ve taciz uygulamaları da kadınları toplumsal hayatın içinden çıkarıyor.Hukuksal olarak bu suçları kadınlara karşı işleyenlerin caydırıcı cezalara çarptırılmadıkları için heryıl ülkemizde 400 yakın kadın aramızdan cinayetle alınıyor.Nerdeyse hergün bir kadın cinayeti işleniyor.Geride birçok hüzünlü öyküler bırakarak aramızdan ayrılıyorlar.Acımasızca işlenen cinayetler kadınları aramızdan alıyor.İstanbul Sözleşmesi hayatımızın içine girerse.Hukuki destekler verilerek,toplumda her bireye eşit statüde davranışlar desteklense zamanla bu haksızlıklar ortadan kalkar.Bizim kadınlarımız; anamız,bacımız,eşimiz de sevgi ile barış içinde yaşarlar.
kadınların toplumda olması insanca yaşayabilmesi için; Neler yapılabilir?Öncelikle eğitimden başlayarak ders kitaplarındaki cinsiyet ayrımcı konulardan ayıklanması.Ailede çocukların cinsiyet ayrımcı yetiştirilmemesi.Kurumsal yapıların her kademesinde kadınlara yer verilmesi.Görüş ve düşüncelerinin erkeklerle eşit statüde olması.Her kadının ekonomik bağımsızlığı sağlanmalı.Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınların.Derhal desteklenmesi.Kırsaldaki kız çocuklarının okutulması.Okul sonrasdında kamuda onları işe yerleştirmede pozitif ayrımcılık yapılması.Sanat etkinliklerinin yapılmasında aktif yer verilmesi.Sanata ulaşmalarındaki her türlü engellerin ortadan kaldırlması.Kısaca kadınların erkekler gibi hayatın her alanında edilgen değil,etken olmaları gerekir.Kadın mücadelesi bu kazanımlara hızla ulaşacaktır.Yeterki mücadeleci kimliklerinden vaz geçmesinler.Kadın ;kadın kadındır,kadın anadır,kadın eşdir,kadın bacımızdır.Kadın Hayatımızın ta kendisidir.
Biraz da şair Cemal Süreya ya kulak verelim:
"Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar
Hepsini yüzer kere rastladım en azdan
Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda
Verdi mi adama her şeylerini verirler.
Ben gördüm ne gördümse kadınlarda
Porsuk nehrinin geçtiği
Kızılırmak parça parça olasın
Bir parça ekmek siyah,on kuruşluk ,kına kırmızı
Taş toprak arasında türküler arasında
Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan
Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı
Kimler ürkütmüş bu kadar kadını
Dicle kıyılarına tren varınca
Büyük bir gökyüzü git Allahım git
Genel olarak kaşları görünmüş
Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arası
Yanaklarında çıkan çıban izi taşıyan kadınlar
Gül kurusu
Birgün sizin de yolunuz düşer memlekete
Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
Ödevleri yenilmek olan hep
Bıçakla kemik arasında
Yenilmek
Kadınlar."
Yorumlar
Yorum Gönder