Tatilin Son Günü


 

Tatilin Son Günü


Kış mevsiminin son ayıydı.Sanki kış tası tarağı toplamış gitmek üzere.Havadaki sertlik kırılmıştı.Bülbül dağının güney yamaçlarında otlar yeşile kesmiş,karakulaklar çiçek açmış,bir yanda nergizler bir yanda kardelenler baharı müjdeler gibiydiler.

Bizde, babamın bana tatilin son günü sürprizi nedeniyle Efes Antik Kenti,Meryem Ana Kilisesini gezmek üzere Bülbül Dağının yamaçlarından İzmir'in şirin mi şirin ,güzel doğası ile baş döndüren Selçuk ilçe Merkezi ve Selçuk  Kalesini arabamızdan izliyorduk.Babam da bir yandan arabamızı kullanıyor.Bir yandan da Meryem Ana Kilisesi ve Efes Antik Kenti hakkında kısa kısa ön bilgiler veriyordu.Arabamız yavaş yavaş dağı tırmanıyordu. Ben deki heyecan git gide daha da artıyordu.Acaba kilisede kimler var? Bu yüksek dağda nasıl yaşıyorlar?Kim burada yaşayanların ihtiyaçlarını karşılıyor?Aklımda binbir soru.Annem birazdan merak ettiğin birçok soruna cevap bulacaksın diyordu.

Önce Meryem Ana Kilisesine vardık.Kilisenin girişinde maskelerimizi takdıkan sonra rahip bizleri içeriye aldı.İlk defa yakından bir rahibi görüyordum.Gerçi filmlerde izlemiştim.Ama yakından görmek ona dokunmak ,onunla konuşmak bam başkaydı. Rahip mum yakmak isterseniz,girişten alınız ,dışarıda yakarsınız dedi.Kilisenin içi küçücüktü.Fakat taş duvarları çok  güzeldi.Duvarlarda Meryem Ana Hz.İsa resimleri vardı.Bronzdan yapılma Meryem Ananın küçük bir Heykeli de vardı.İçerisi çok büyüleyici bir yerdi.Meraktan her köşesini inceledim.

Rahibe, merak ettiğim bütün sorularımı sordum.Rahipte sevecen mimikleriyle ,sabırla sorularıma cevap veriyordu.Tam o sırada yeni bir turist kafilesi geldi.Bizlerde yavaş yavaş dışarıya çıkıp mum yakama ritüelini gerçekleştirmeye başladık.Dışarıda sıra sıra 8-10 tane mangal koymuşlar.Kiliseden çıkanlar,kimi dilek tutuyor,kimi dua ediyor ve mumların yanmasını bekliyorlardı.

Mum yakma ritüelini gerçekleştirdikten sonra birkaç basamak aşağıya indim.Birde ne göreyim.Meryem Ananın kutsal sayılan çeşmesinden   buz gibi sular akıyordu.Çeşmeden akan suların, kutsal su olduğuna inanıldığı için ,her gelen mutlaka ya içiyordu ya da ellerindeki pet şişelerine dolduruyorlardı. 

Kilisenin çevresi çam ağaçları,mersinler,defne ağaçları,küçük boylu çeşitli çalılarla doluydu.Kış olmasına rağmen yeşil bir ortamdı.Bahçenin girişinde Meryem Ana heykelinde birkaç resim çekildikten sonra Efes Antik Kentine doğru arabamızla yola çıktık. 

Yol üzerinde Antik Kentin Batı Kapısı bulunuyordu.Kapının dışındaki otoparka aracımızı park ettikten sonra ,Efes Müzesinden aldığımız ,Müze kartlarımızı turnikelerden okutarak Antik Kent alanına girdik.Girişteki cadde andezit taşlarıyla döşeli, ekose bir kumaş gibi,her iki yanı yüksek boylu çam ağaçlarıyla kaplıydı.İnsana huzur veriyordu. Hele havanın temizliğine diyecek yoktu.Ciğerlerimiz oksijenden bayram ediyordu.  

Girişteki cadde,az ileride liman caddesiyle kesişiyordu. Liman caddesin görmeniz lazım.Taban döşemesi büyük mermerlerle  döşeli,her iki yanı uzun mermer sütunlarla sıralıydı.Caddenin ortasında Hz İsanın her dört havarisini simgeleyen sütunlar vardı.Liman caddesi Antik tiyatroya çıkıyordu.Efes Antik Tiyatosu;25 bin kişilik oturma kapasitesine sahip devasa bir kompleksti.

Tiyatro Panayır dağının yamacına inşa edilmiş.Limanı ve liman caddesini gören,oval bir yapıydı.Babam bu tiyatroda ses akustiğinin çok iyi olduğuu söylemişti.Hatta bu söylemini desteklemek için de küçük bir taşı sahnede elinden  bırakmış beni de yukarıda seyircilerin olduğu yere göndermiş,taşın düşüş sesini duyup duymadığımı sormuştu.Tiyatroda birkaç fotoğraf çekildikten sonra Celcius Kütüphanesini görmek üzere Kuretler Caddesine çıktık.

Kuretler Caddesi Kenti ikiye bölen doğudan batıya Kütüphaneye  kadar uzayan caddedir.Her iki yanında dükkanlar,dükkanların önünde satış reyonları,arkasında atölyeler bulunmaktadır.Caddenin bazı kısımlarında krallara adanmış tapınaklar,çeşmeler,hamamlar bulunmaktadır.Caddenin bazı kısımlarında da dönemin kültür,bilim insanları ile kentin ileri gelenlerinin, heykelleri boy gösteriyordu.

Kuretler caddesinin başlangıcında batı yönünde Celsius Kütüphanesi bulunmaktadır.Heybetine dalıp kalırsınız.Duvardaki nişler ilgi çekiciydi.Kapı üstleri frizleri,önündeki dört heykel çok büyüleyiciydi.Heykeler;bilgeliği,bilgiyi,cesareti ve adaleti temsil ediyorlarmış.Bu kütüphane döneminin İskenderiye ve Pergamon Kütüphanelerinden sonra en büyük kütüphaneymiş. Efesliler O kadar ileri bir medeniyete sahiplermiş ki bilim ,sanat,politika,müzik,spor,ticaret  en ileri seviyede yapılırmış.Kütüphaneyi gezerken duvarda kütüphanenin tarihçesini görürüsünüz.Ben ve babam onları okuyarak ,Efes Antik Kentinin  döneminin ne kadar ilerisinde olduğunu anlamıştık.

Gezimiz o kadar güzel ve heyecanlı geçiyordu ki gün hiç bitmesin istiyordum.Kütüphanenin yan tarafında agora ve pazar yeri mevcuttu.Agora geniş bir alan, çevresi ticarethanelerle doluydu.Limana gelen her yabancı agora ve pazar yerinde dolaşır.İhtiyaçlarını alırlarmış. Pazar yerinden yukarı kapıya giden Kuretler caddesinin altında toprağa gömülü , içme su boruları,pis su boruları ve ısıtma su boruları döşeliymiş.Döneminin en büyük mimarlık eseriymiş.

Şehrin İki kapısı var.Doğuda olana yukarı kapı,batıda olana aşağı kapı adını vermişler.İki kapı arası 3 km lik Kuretler Caddesiyle birleşir.Kuretler caddesinin üzerinde Yamaçeveler,Hydreion Tapınağı ,Hydreion Çeşmesi,Hestia Tapınağı ,Odeon vardı.

Kuretler caddesi üzerinde en çok ilgimi çeken kanatlı kadın heykeliydi.Büyük bir mermer satıh üzerine yapılmış.Siz ona bakarken sanki uçup üzerinize gelecek gibi duruyordu.Kadının adı Nike idi.Nikeyi çok sevdim.Nike spor markasının bu heykelden geldiğini öğrenmiş oldum.

Ayrıca dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağı da buradaymış.Tapınakta diğer tarihi eserler gibi depremlerde çok zarar görmüş.Artemis Tapınağının aslı Viyana Sanat Tarihi Müzesindeymiş..Kopyesini Efes Müzesinde görmüş olduk.

Efes antik kentinin 125 yıllık kazı tarihi varmış.Kazılar halen devam ediyormuş.İyi ki kazılar yapılıyor.Bizlerde bu güzel dünya mirası eserleri görüyoruz.Efes Antik kentindeki her tarihi eserde incelik ve göz nuru vardı.O süslemeler ne kadar güzeldi.Her bir heykel özenle yapılmıştı.Bu eserler kulağımıza o günleri fısıldıyordu sanki.Bilim yol göstericiniz olsun diye.

Gezinin son anlarıydı.Döne döne annem ile babama teşekkür ettim.Beni bu güzel dünya mirasıyla tanıştırdıkları için.Gezide topladığım enerji ile yarın okuluma gideceğim.Arkadaşlarıma Efes Antik Kentini anlatacağım.    06.02.2022                                                                 Celal Yıldırım


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Smyrna

Kar Yağınca Memleketime

Yedi Tepeli Şehir